TBMM, süresiz nafaka ödemesi uygulamasına isyan edenlerin yağmur gibi başvurusu üzerine konuya el attı. Süresiz nafakayı Adalet Bakanlığı ile Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’na soran TBMM, sorunun hem uygulamadan, hem de mevzuattan kaynaklandığını tespit etti.

ÖNDER YILMAZ – ANKARA

TBMM Dilekçe Komisyonu’na Yalova’dan başvuran Salih Karahasan ve arkadaşları ölene kadar nafaka ödenmesi yükümlülüğünün kaldırılmasını istedi. Yüzlerce şikâyet gelmesi üzerine TBMM konuyu Adalet Bakanlığı ile Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’na sordu. Adalet Bakanlığı, Anayasa Mahkemesi kararlarına atıf yaptı. Nafaka ödenmesinde, ‘kusurlu olma’ şartının aranmadığını, ödeme konusunda kadın veya erkek şeklinde cinsiyet ayrımı da yapılmadığını belirten Adalet Bakanlığı, “Toplumsal yapı nedeniyle büyük çoğunlukla kadın eşe nafaka bağlanmaktadır” dedi. ‘Yeniden evlenme, ölüm’ halinde kendiliğinden, ‘evlenme olmaksızın fiilen evliymiş gibi yaşama, yoksulluğun ortadan kalkması ve haysiyetsiz hayat sürme’ halinde ise mahkeme kararıyla nafakanın kaldırıldığını belirten Adalet Bakanlığı, ‘yoksulluk nafakası’ olarak nitelendirilen süresiz nafakanın anayasaya aykırı görülmediğini kaydetti.

‘Çıkar sözleşmesi’

Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’ndan gelen resmi yanıtta da yoksulluk nafakasından genelde kadınların yararlandığı, kusuru kadından ağır olmayan erkeklerin de ihtiyacını ispat etmesi halinde yoksulluk nafakası isteyebildiği kaydedildi. Bakanlığın yanıtında, “Süresiz yoksulluk nafakasının evlilik birliğinin amacına aykırı olduğu ve bir çıkar sözleşmesine dönüştüreceğine dair görüşler bulunmaktadır” denildi.

AYM reddetti

Bursa Kestel Asliye hukuk Mahkemesi’nin, ‘süresiz nafakanın’ anayasaya aykırı olduğu ve iptaline ilişkin başvurusunun reddedildiğini anımsatan Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı, boşanma davalarının bir kısmında nafaka yükümlüsünün mağdur olduğunu, bunun da göz ardı edilir bir durum olmadığını belirterek “Konunun sıklıkla şikâyete neden olduğu müteaddit defalar Adalet Bakanlığı’na bildirilmiştir” açıklamasında bulundu.

‘İnsaflı değil’

Yoksulluk nafakasının süresiz olmasıyla ilgili karşı görüşleri sıralayan Bakanlık, şunları kaydetti: “Yoksulluk nafakasının süresiz olarak ödenmesi, her zaman ödeneceği anlamına gelmez. Nafakanın her koşulda süresiz olarak ödenmesine hükmetmek doğru değildir. Zira, insanların yapmış olduğu bir davranıştan dolayı, ömür boyu sorumlu tutulmaları, insaflı değildir.”

‘Tembelliğe sevk edebilir’

Bakanlık, nafakanın tembelliği sevk edilebileceğine ilişkin bir tespitte bulunarak şunları kaydetti: “Nafaka alacaklısı, çalışma yerine sürekli ödenen yoksulluk nafakası geliriyle geçinmeyi ve buna kanaat etmeyi de tercih edebilir. Kanun koyucunun, bu durumlara ilişkin olarak herhangi bir düzenleme getirmesi daha yerine olacaktır.”

Bakanlığın diğer tespitleri şöyle:

HÂKİM SINIRLAYABİLİR: Hâkimin gerekirse nafakayı belli bir zaman aralığıyla sınırlandırması, adaleti sağlamaya yetecektir. 60 yaşındaki sosyal güvenceden yoksun bir ev hanımı lehine süresiz olarak yoksulluk nafakasına hükmedilmesi yerindedir; fakat 20 yaşındaki biri için sınır belirlenmelidir.

ŞARTLARA GÖRE DEĞİŞİM: Sınırlandırmaya ilişkin bir yasal düzenleme yapılmasını savunanların da vurguladığı gibi, boşanılan eş, hiçbir zaman bir Sosyal Güvenlik Kurumu gibi görülmemelidir.

GİRİŞİMLER VAR: Kanun uygulanırken iyileştirmelerin yapılması mümkündür. Gerek yasal hükümlerin yeniden ele alınması, gerekse uygulamada vatandaş lehine mahkeme kararlarının iyileştirilmesi amacıyla bakanlığımız girişimlerde bulunmaktadır.

Özel hayata müdahale

Nafakanın, mülkiyet hakkıymış gibi sürekli kılınmasının uygun olmadığını belirten Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı, şu tespitlerde bulundu: “Yoksulluk nafakasıyla tarafların ilişkilerinin sürekli hale gelmesi kaçınılmazdır. Keza, yoksulluk nafakası yükümlüsü olan tarafın, kanunda yoksulluk nafakasının kaldırılması için öngörülmüş olan koşulların mevcut olup olmadığını araştırmak istemesi ve nafaka alacaklısının özel hayatına müdahale edilme tehlikesinin varlığı, hukukun sebep olacağı bir sonuç olamaz.”

Meslek edinmekle sorumlu

Adalet Bakanlığı, batıdaki bazı uygulamaları ise şöyle özetledi:

ALMANYA: Nafakanın süresi; yaş, sağlık durumu, işi, eğitimi, müşterek çocuğun bakımı ve hakkaniyet ilkesinin dikkate alınması sonrasında belirlenir ve süreli veya süresiz olabilir. Nafaka alan eş, meslek edinmekle sorumlu tutuluyor.

AVUSTURYA: Kusurlu veya ağır kusurlu taraf, belli şartlarda boşanmadan sonra nafaka öder. Prensip olarak, nafaka bir süreye bağlı olmadığı gibi nafaka miktarı da belli bir süre sonra indirilemez. Kusura dayalı olmayan boşanmalarda nafaka belli bir süreye tabi.

BELÇİKA: Yoksulluk nafakasının süresi, kural olarak, evlilik süresini geçememektedir.

FRANSA: Boşanma durumunda ekonomik durumu kötüleşen eşe kural olarak götürü bir nafaka şekli öngörülmüş olup, bu nafaka miktarı bir defada ödenmediği takdirde hâkim tarafından belirlenecek ve 8 yıla kadar uzayabilecek süre içinde ödenebilecektir.

HOLLANDA: 5 yıldan az süren evliliklerde, nafaka evlilik süresiyle sınırlı. 5 yılın üzerindeki evliliklerin boşanmayla sonuçlanması halinde nafaka yükümlülüğü en fazla 12 yıl sürebilir.

İNGİLTERE: Nafaka hükümleri konusunda hakim çok geniş bir takdir yetkisine sahip. Mahkeme periyodik ödemenin ne zaman başlayacağını ve ne zaman sona ereceğini kendisi takdir edebiliyor.

ABD: ABD’de nafakaya dair yasalar eyalete göre değişiklik göstermekte. Örneğin New York’ta hakim yoksulluk nafakasına süresiz olarak karar verebilmekte. Süreli yoksulluk nafakasında ise kanunda 20 kriter yer almakta. Hakim bu kriterleri olaya uygulayarak nafakanın miktarını ve süresini belirleyebilmekte.

kaynak : http://www.milliyet.com.tr/-bosanilan-es-sgk-gibi-gorulmemeli–gundem-2493390/